• Haber
  • Ankara gazetecilerine sorduk: “Kulisi kim kirletti?”

    “`html

    Kapalı kapılar arkasındaki tartışmalar, kamuya yansımayan perde arkası olaylar ve resmi açıklamaların altındaki gerçek niyetler, siyaset sahnesindeki kırılgan birliktelikleri, pazarlıkları içeriyor. “Kulisler denilen mekanlarda dile getirilen heyecan verici bilgilere göre…” ve “Kulislerde yüksek sesle dile getirilen iddialar arasında…” gibi ifadelerle karşımıza çıkan, kaynağı çoğu zaman belirsiz bu haberler gün geçtikçe popülerlik kazanıyor.

    Bir zamanlar kulis bilgileri özenle doğrular, sadece sağlam kaynaklardan aktarılırdı. Tabii ki manipülasyon ve yanlış bilgilendirme örnekleri mevcut olmakla birlikte, bunlar nadir kabul edilirdi. Günümüzde ise, gerçek haberlerin yerini ya bir iletişim stratejisinin bir parçası olan ya da iktidarın sunduğu resmi açıklamaları tekrarlayan içerikler aldı. Teyit, kaynak ve kamu yararı arayışı neredeyse ortadan kalktı; yalnızca algı yönetimi söz konusu. Oysa kulis gazeteciliğinin dayanması gereken bir temel olmalı ve bilgiyle yazılması gerekirdi.

    Güncel kulis haberleri, geçmişteki kadar ilgi çekiyor mu? İnsanlar artık bu tür bilgilere mi güvenmiyor, Kulislere mi, yoksa bu bilgileri sunan gazetecilere mi? Kulis muhabirliği artık palavra ve kayıtsızlık mı temsil ediyor?

    Ankara’nın deneyimli muhabirleri Sedat Bozkurt, Özlem Akarsu Çelik, Recep Kaban, Ayşe Sayın, Yıldız Yazıcıoğlu ve gazeteci geçmişine sahip Milletvekili Utku Çakırözer, kulis haberciliğinin geçmişi, bugünü ve geleceğini tartıştı.

    DEDİKODU VE KULİS BİLGİSİ ARASINDAKİ SINIR

    Sedat Bozkurt, Erbakan döneminde birçok kulis haberine imza atan köklü bir muhabir olarak, kulis haberciliğini gazeteciliğin alt dalı olarak görmekte. Kulis bilgileri ve dedikodu arasındaki farkın neredeyse yok denecek kadar az olduğunu belirten Bozkurt, “Önünüze sunulan bilgi, sizin şahsi olarak deneyimlediğiniz veya birinci elden edindiğiniz bilgi değildir. Çoğu zaman bu veriler ikinci veya üçüncü kişilerden alınmış ve doğrulamaya ihtiyaç duyan bilgilerdir. Dedikodu ve kulis bilgisinin ayrışması gazetecinin varlığına dayanır,” diye açıklıyor.

    Bozkurt, gazetecinin kulis bilgilerini doğrulamak için çeşitli kaynaklardan yararlanması gerektiğini vurguluyor. “Teknolojinin sunduğu hızlı paylaşım olanakları nedeniyle gazetecinin eline geçen her bilgiyi anında yayması mümkün değil,” diyor ve bilgilerinin önce bir hiyerarşi denetiminden geçmesi gerektiğini ifade ediyor.

    Bozkurt, kulis bilgilerinin dikkat edilmesi gereken en önemli bir noktası olarak, niyetin sorgulanmaması gerektiğini belirtiyor ve haber değeri taşıyan bilgilerin kamu yararına sunulması gerektiğini sözlerine ekliyor. “Burada paylaşılan bilgi kesinlikle o ‘niyet’e hizmet etmemelidir. Bunu dengesini kurabilen haber kuruluşları, toplumsal bir fayda sağlayan kurumlar oldukça başarılı işler çıkarabilir,” şeklinde konuşuyor.

    Eski dönemlerde her devlet kurumunun basın bürosuna sahip olduğunu ve gazetecilerin kararların ve uygulamaların denetimini kamu adına yapabildiğini hatırlatan Bozkurt, mevcut iktidar döneminde ise gazetecilerin haber değeri taşıyan bilgilere ulaşmasının zorlaştığına dikkat çekiyor. “Gazetecilerin bilgi toplamak için girmesi engellenen alanlar acı bir gerçek var,” diyor ve ekliyor: “Akreditasyon nedeniyle sadece kontrol altında tutulan gazetecilerin girmesi serbest. Yanlış bir kontrol altındaki gazetecilik, halkla ilişkilerden başka bir şey değil. Gazetecilik, bilginin tükenmesi durumunda sona erer ve bugün mesleğin karşı karşıya olduğu durum da budur.”

    GÜVENİLİR GAZETECİ, GÜVENİLİR KULİS HABERİ DEMEKTİR

    Özlem Akarsu Çelik, kamu yararına yazılan kulis haberlerinin manipülatif olanlardan kolayca ayrılabileceğini ifade ediyor ve günümüz okurlarının bu ayrımı yaptığını belirtiyor. Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatında birçok kulis haberine imza atan Akarsu Çelik, haberciliğin kaynağı ve amacının sorgulanmadığı bir atmosferin var olduğunu dile getiriyor. “Okurlarım, yazdığım haberleri doğru buldu çünkü kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla hareket ettiğimin bilincindeydiler,” diye belirtiyor.

    “Kulis haberciliğinin değer kaybetmesinin nedenleri” konusunda ise şu değerlendirmeyi yapıyor:

    “Siyasi iktidarın medya üzerindeki artan baskıları, gazetecileri gruplara böldü. Birçok gazeteci artık taraflı bir temsilci gibi algılanmaya başlandı ve objektifliğini kaybetti. Sıklıkla manipülasyona maruz kalan ve tek taraflı bilgi paylaşanlar haline dönüştüler.

    “Gazetecinin güvenilir olması, mesleğin temeli. Ancak bir tanınmış gazeteci, sosyal medya üzerinden paylaştığı bir kulis bilgisinin yanlış olduğunu birkaç gün içinde duyurabiliyor,” diyor.

    “Oysa gazetecilik, önemli bir bilgiyi tek bir kaynağa dayanarak paylaşmakla sınırlı değildir. Bu durum, gazeteciliğin temel ilkelerine aykırıdır. Bunu yapan kişinin ya mesleki kıstasları yoktur ya da dikkat çekmek için sansasyonel haberlere yönelmektedir. Ya da bu kişiler, kaynaklar tarafından yönlendirilmiştir. Bu tür problemler, sadece o gazetecinin güvenilirliğini sarsmakla kalmaz, aynı zamanda gazeteciliğe duyulan güveni de olumsuz etkiler,” ifadelerini kullanıyor.

    “KABUL GÖRMEYENLER DışLANIYOR”

    Recep Kaban, medya sahipliği konusundaki değişikliklerin kulis haberciliği üzerindeki olumsuz etkilerini açıklıyor ve sermayenin medya üzerindeki kontrolünün arttığını vurguluyor. “Artık medya, iktidarın çıkarlarını koruyan bir güç haline dönmüş durumda,” diyor ve ekliyor: “Bîtaraf olanlar bertaraf olur. Gazetecilik artık vak’anüvisliğe dönüştü ve kulis haberleri, genellikle iktidarın talepleri doğrultusunda kaleme alınıyor.”

    ‘İSTEDİĞİ GİBİ YAZMAK ANLAMINA GELMEZ’

    Ayşe Sayın, kulis haberlerinin sıkça gizlenmeye çalışılan bilgileri açığa çıkardığına ve bazı usulsüzlükleri önlüyor. “Kulis haberciliği, sadece istediğini yazmak değil, aynı zamanda gazeteciliğin etik ilkelerine saygılı bir anlayış benimsiyor. Bu, gazetecinin doğruluğunu ve kamu yararını gözeterek hareket etmesini gerektiriyor,” sözleriyle bu anlayışı ortaya koyuyor.

    Dünyanın her yerinde kaynak bilgisi çok önemli iken, gazetecinin görevi bu kaynak bilgilerini analiz etmek olduğuna dikkat çekiyor ve “Gazetecinin imzası, güvenilirliğinin bir göstergesi olmalıdır.” diyor.

    Sayın, kulis haberciliği sürecinin son yıllarda ‘fenomen gazeteciler’ tarafından büyük ölçekte etkilendiğini dile getiriyor. “Bu kişiler, kulis haberciliğini ciddi bir şekilde zarara uğrattı. Çoğu zaman sosyal medyada somut bir geçmişi olmayan kişilerin kulis haberi paylaşmasına tanık oluyoruz,” açıklaması ile durumun ciddiyetine vurgu yapıyor.

    Siyasi güçlerin yönlendirmeleriyle kulis haberciliğinin kötüye kullanıldığını belirten Sayın, bu tarz bilgilerle yalan yanlış haberciliğin bile bir övünç kaynağı olarak algılandığını aktarıyor. “Gazetecilik, ilişkileri ve mesafeyi gözetmeyi gerektirir; güven ilişkisi önemlidir, ancak bir noktadan sonra bunun aşılması büyük sorunlar doğurabilir,” pahasını vurguluyor.

    KULİSİ ZAYIFLATAN UNSURLAR VE SANSÜR YASALARI

    Sansür yasalarının kulis gazeteciliğine etkisinin de yadsınamayacak kadar fazla olduğunu ifade eden Sayın, gazetecilerin doğru bilgileri yazmalarının doğrudan ‘dezenformasyon’ olarak değerlendirilmesine maruz kaldıklarına dikkat çekiyor. “Özellikle iktidar için rahatsız edici olan haberler paylaşan gazeteciler, sıklıkla tutuklama tehdidiyle karşılaşabiliyor,” diye ekledi.

    Yıldız Yazıcıoğlu, sosyal medya üzerindeki etkisine değinerek, bazı bilgilerin tek yönlü aktarıldığını ve belirli bir siyasi anlayışa göre haberlerin sunulduğunu belirtiyor. Bu kuşatmanın etkisiyle, kulis haberciliği önemli bir tehdit altındadır. “Hükûmet, uygun görmediği içeriklerle kulis haberciliğine yönelik sık sık saldırgan bir tavır sergilemektedir,” diye belirtiyor.

    “KULİS GAZETECİLİĞİ İÇİN DENEYİM ŞART”

    Gazeteci kökenli CHP Milletvekili Utku Çakırözer, kulis gazeteciliğinin en fazla deneyim gerektiren alanlarından bir olduğunu ve bu alanın güven ilişkisine dayandığını belirtiyor. “Gazetecilerimizin karşılıklı güven geliştirmesi ve en az 20 yıllık deneyim sahibi olması gerekiyor,” diyor.

    Çakırözer, geçmişte gazetelerin deneyimli muhabirlerine yaptığı yatırımlara dikkat çekerek, “Günümüzde siyasi kulislerdeki etkin haberlerin sayısı ne yazık ki azaldı. Artık birçok muhabir, sıradan bilgilerin peşinde koşarak kulis yazıyor,” davetinde bulunuyor.

    “Gazetecilerin güvenilir kaynaklarla çalışmaması ve kulis yazımının giderek çekişmeli bir alana dönüşmesi, bu alandaki haberlerin kendi ağırlığını ve etkisini kaybetmesine neden oldu,” diye tamamlıyor.

    “`

    8 mins