“`html
Doku Mühendisliği ve 3D Biyoyazıcı Teknolojileri


Axolotl’un kurucu ortağı Onur Samet Yıldırım ile doku mühendisliği ve 3D biyoyazıcı teknolojilerine ilişkin keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
3D biyoyazıcılar hakkında bilgi vermeden önce kendinizden bahseder misiniz?
Yıldız Teknik Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği mezunu olarak, 2014 yılından bu yana 3D yazıcılar üzerine çalışmaya başladım. Bu süreçte, biyomedikal projeler geliştirerek rejeneratif tıp ile ilgili çalışmalara yöneldim ve 2017’den itibaren 3D biyoyazıcılar ile doku mühendisliği konularında derinlemesine araştırmalar yapıyorum.
3D yazıcıların yanı sıra 3D biyoyazıcı nedir? Teknolojilerinden bahseder misiniz?
3D yazıcı; katman ekleme teknolojisi ile çeşitli malzemeleri üst üste koyarak üç boyutlu modeller oluşturmayı sağlar. 3D biyoyazıcılar ise viskoziteye sahip sıvı malzemeleri üç boyutlu olarak şekillendirmenize olanak tanır. Bu bağlamda, biyoyazıcılar vücudumuzda bulunan materyallerin üç boyutlu modellerini oluşturmayı hedefler. Örneğin, cildimizde ve korneamızda bulunan kollajeni belirli bir forma getirerek kullanıyoruz. Bu kollajeni istenilen şekle sokmak için 5 dereceye kadar soğutarak, bir foto başlatıcı ekleyip ultraviyole ışığı ile bu formu koruyoruz. Ayrıca, bu biyomateriallere hücre yükleyerek üç boyutlu hücre toplulukları oluşturabiliriz.
Kendi tasarladığınız 3D biyoyazıcılar hakkında bilgi verebilir misiniz? Özellikleri nelerdir?
Yazıcılarımızın en önemli avantajı, farklı biyomateriyallere göre modüler çözümler sunabilmesidir. Örneğin, kornea için farklı soğutma sistemlerine ihtiyaç duyulurken, beta trikalsiyum fosfat ile bir kemik grafiği oluşturmak için yüksek basınca gereksinim vardır. Sistemlerimiz, kapsamlı bir yelpazede bu farklı uygulamalar için uygun çözümler geliştirmektedir. Amacımız, sadece klinik çalışmalar değil, aynı zamanda araştırma projeleri için de yenilikçi çözümler sunmaktır.
Bu ürünün faydaları nelerdir?
Bu teknoloji başlangıç aşamasında bir sistem olarak kabul edilebilir. Hayvan deneyleri yapılmakta ve preklinik aşamada kullanımları devam etmektedir. Ancak, yeni bir teknoloji olması nedeniyle, ürünlerin düzenlemeleri henüz tam olarak belirlenmemiştir. Amaç, kişiselleştirilmiş çözüm sunarak özel implantların üretimine olanak sağlamaktır. Her bir ürün, farklı bir tıbbi cihaz olarak değerlendirildiği için ayrı bir belgeye ihtiyaç duyuyor.
Ürettiğiniz 3D biyoyazıcıların dünya genelinde benzer örnekleri var mı? Bu ürünün geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?
Benzer teknolojiler hem Amerika Birleşik Devletleri’nde hem de İskandinav ülkelerinde mevcut. Ancak biz, bilimsel araştırmalara odaklanarak sürekli olarak yeni gelişmelere katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Halihazırda, 50’ye yakın üniversite ile işbirliği yapıyor ve bu üniversitelerin araştırma laboratuvarlarında sistemlerimizi kullanıyoruz. Önümüzdeki beş yıl içinde klinik aşamalarda karşılaşmamız mümkün görünüyor.
Axolotl Biosystems
HQ: ITU ARI Teknokent, ARI-3, Maslak, İstanbul/Türkiye
R&D Center: YTU Technopark, Kompleks D2, Esenler, İstanbul/Türkiye
“`